Kayıtlar

Ağustos, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

canının sağlığı

Resim
Evde oturmak damarlarıma iyi gelmiyor. Yorgun hissettiriyor âdeta. Çatacak adam arıyorum. Dandirikten meşgaleler icat ediyorum kendime. Bol bol kitap okuyorum  Şuan "aşkın cep defteri" ni okuyorum. Böyle aşk kitabı mı olur dedim dürüst olmak gerekirse. Yavan geldi yani. E tâbi herkes hissettiği kadarını yazabilir.
 Filme gittik. Nefesini Tut adında film bu cuma gösterime girmişti. İlk gün merakla gittik. Gerilim filmi denebilir ve orta seviyede olduğunu söylemeliyim.  buna akvaryum ismini verdim. Diğerlerinin bir ismi yok.



saçlarımı özledim :( Bol bol müzik dinledim. Dostça kaldım. Siz de kalın.

Bu şarkı tüm korkaklara gelsin.

Bu şarkı da geri kalanlara

Küçürek öykü

Resim
Herkese merhaba. Ot adındaki bir edebiyat dergisinin kafesi açılmıştı kızılaya. Ben de gitmek istiyordum yolum denk düşünce uğradık. Havasından mıdır bilinmez bugün Blogumda edebiyattan bahsetmek istedim.


Bildim bileli lafı uzatamam. Benim kaleminde laf sünmez. Yazılarım 2 sayfayı geçmez. Söylecek sözümün kalmamasından değil. Söylecek çok sözüm olmasından. Söz çok zaman az. Yoğunluklu yazılardan hoşlanırım. Bu sebeple kitap okumaya montaigne denemeleri ile başladım. Orta okulda cemil meriç bu ülke adlı kitabını 3 defa okudum. Ve lisede 1 defa. Üniversitede 1 defa daha. Orta okulda istiklal marşımizin 10 kıtasını ezberledim. Şiirle tanıştım. Babamın kitapları arasında Italyan şiir antolojisine rastladım. Matestasioya aşık olmam o sebeple. Özgürlük şiirini hâlâ okuyorum. Ezberlemistim. Kompozisyon derslerin hep 100 dü. Benim için anlatmak, yazmak elzemdi. Keyif vericiydi. Yazdım. Bir edebiyat sitesinde yazmaya başladım. Biraz aykırı bir dilim vardı. Anlaşılması güç ve kısa yazardım. An…

SATIR ALTI

Resim
Bugün bir kitaba başlayayım dedim ve kitap güneş batmadan bitti. Kitaplarda beğendiğim sözleri, paragrafı, cümleyi sevdiysem de altını çizer notlar alırım. Sizlerle de bu seferlik bu notlarımı paylaşmak istedim. 
Haruki Murakami(kim olduğunu öğrenmek için isime tıkla) kitabında altını çizdiğim satırlardan;
"Yüzündeki ifadede insanları çeken bir şeyler vardı. Sanki bir insanın kalbini kaplayan tabakaları birbiri ardına nazikçe açıyordu."  (Bazı insanlar kalplerimizi kabuklaştırırken bazıları da bu kabukları birbiri ardına söküp atabiliyor. Bunu  çokça duyarsınız falancada şeytan tüyü var, ya da filanca tılsımlı gibi derler, aslında hepsi budur: Karşısındaki insanı savunmasız bırakan, kalbini soyan bir meziyete sahiptir. Yıllardır tanıyor gibidir sizi. Sanki konuşmasanız bile diyalog kurabilirmişsiniz gibi..)
"Belli bir süre geçtikten sonra, işler sertleşiyor. Kovanın içindeki çimento gibi. Ve artık geri dönemeyiz. Yani senin içinde büyüdüğün çimento sertleşti, bu nedenle ş…

HELİNA ATTAAA!

Resim
Merhabaaaa :) Uzun bir soluktan sonra gene bir şeyler karalayabildim. Helina Yolculuk neden değişti derseniz aslında bir sebebi var. Üniversite 2. sınıfta Tasavvuf Edebiyatı dersinde bir hocamızın kendiniz için bir defter tutun, fikirlerinizi yazın ileride yaşadığınız değişime inanamayacaksınız gibi hoş lakırdılarından etkilenip kedicikli bir defter almıştım. İlk sayfasına da "ferdiyetten şahsiyete" yazmıştım. Ama bu defter yalnız bana değil ileride bir kızım olursa ona verebileceğim bir defterdi. Gel zaman git zaman bu defter hızla doluyordu ve geçen yıl da tamamen doldu. Cilt 2 yapmak istemediğim için de dedim ki bu işi ben blogla devam ettireyim. Helina ismi ise bir masaldan alınmıştı. Zaman içinde de masal paylaşımı hiç yapmamıştım. Genellikle günce niteliği taşıyordu blog. Ben de ismi değiştirdim. İçerik aynı kalacak değişen tek şey isim olacak.


Malumunuz sınava hazırlandım. Bu süre zarfında da sürekli sınavdan sonra film izlerim, Haruki Murakami okurum…

KÂHYAM MUTFAKTA NE ARIYOR?

Resim
Herkese merhaba:) Bugün cumartesi ve evdeki herkesin bir işi varmış. Kahvaltıdan sonra herkes işine gitti. Ben de acıkınca kara buğday pilavı ve meksika fasulyesi yapmaya karar verdim. Tabi şimdi diyeceksiniz ki neyi vardı bizim Türk fasulyemizin, bulgurumuzun? Efendiler tartışmaya gerek yok. Gönlünün kahyasından da aldığım izinle girdim mutfağa. Şaka şaka kara buğday grecka doğada bulunan 10 aminoasiti barındırıyor da ondan. Yoksa bulguru küçümsememden filan değil. Hem zaten işi ben tatlıya bağladım ve fifti fifti yaptım :p



 Öncelikle 1 soğan 1 kırmızı biber 1 yeşil biberi canları çıkana kadar yağda kavuruyoruz.Biz kim miyiz? Gönlümün kahyası dedik ya. 



Neyse sonra 1 bardak kara buğday 1 bardak İç Anadolumuzun bağrından kopan bulguru ekliyor kavuruyoruz. Sonra üstlerine bi güzel 2,3 bardak sıcak suyu döküyoruz.


üstüne maydanozu tuzu da ekleyip elimizi eteğimizi pilavdan çekiyoruz. Ara ara pilavı rahatsız ediyor suyu çekmiş mi bakıyoruz. Çekmiş mi bi kaşık alıp pişti mi diye bakıyoruz. Pişmed…

ZAMANE

Resim
Zaman çok hızlı geçiyor. Geçen gün arkadaşlarımla buluştuk. Aynı şeyi konuşuyorduk. Zamana yetişemiyoruz diye. Zamanın hiç bir bereketi kalmadı. Arkadaşım Hilal eskiden 5 dk vakit var deyince üzülürdük diyor. Çünkü o 5 dk çok uzun geliyordu. Ben de hatırlıyorum. 5 dk da markete bakkala giderdik. Şimdi evden çıkıyorsun ve gelmen 15 dk buluyor. Zamanın bereketi gitti gerçekten. Farketmeden geçiyor günler. Saatler zaten su gibi. Zamana yetişemiyorum. 24 saat bana yetmiyor artık. Bomboş otursam dahi farketmeden akşam olur.  Kimine göre kıyamet göstergesi, kimine göre büyük şehirde yaşamanın yan etkisi. Bilmiyorum. İnanmak zor ama ben bu konuyu kaleme alırken google da zamana yetişemiyorum yazdım ve gözlerime inanamadım. O kadar çok blogger bundan yakınmış ki. O kadar çok kadın, o kadar çok anne o kadar çok insan hep aynı şeyleri yazmış. Bu beni ürkütüyor. Aklıma izlediğim filmler, belgeseller geliyor. Zamanın hızlanmasının farklı farklı sebepleri var. Bu kişisel bi yanılgı da olabilir ta…