Tükenen zaman değil, hayat sadece...



"Tükenen zaman değil
 Hayat sadece..."
Ne güzel tespit Ahmet Harbali.. Bugün kardeşceğizimle cumartesi öğleden sonramızı birbirinize ayırdık. Aynı evde yaşayıp da böyle buluşmalara ihtiyaç duyan insanlardanız biz de. Herkes gibi aynı evi paylaşıyor ama birbirimiz hakkında çok fazla şey bilmiyoruz aslında. Ne tuhaf değil mi?
  Fikirleri değişmiş, en fazla değer verdiği şey eskiden olduğu gibi dinozorlar değilmiş. Endişeler edinmiş kendine. Hayata karşı kırgınlıkları da varmış. Kabul görmeyen duaları da olmuş. Sevmiş de. Güvensiz yanları da varmış ve bunları gölgelemek için kurduğu duvarları, kimseyi beğenmemesi de bundanmış.
 Ne kadar tanıyoruz kendimizi? Aynı evde yaşadığımız annemizi, babamızı, eşimizi, kardeşimizi, çocuğumuzu.. İnsan bu değişir ya, hala ilk günkü insan mı karşımızdaki? Öncelikle kendimizle tanışmalı ve sonra kendimizi yeniden tanıtmalıyız zaman zaman.



"Tükenen zaman değil
 Hayat sadece..."
Ne acı söz Ahmet Harbali.. Kimsin nesin tanımam etmem. Yazdığın öykünün daha ilk cümlesi niye öylece oturmuştu içime? Yoksa bir yerlerde yarım kalan bir cümlemi mi tamamlamıştın?
"Hayat sadece" çok acımasızsın Ahmet Harbali. Bilerek yaptın! "Sadece" yerine "yalnızca" kelimesini getirmedin çünkü; "sadece" daha keskin ve daha küçümseyici bir söz. Besbelli ki bir ironi. Yoksa hayat denilen olgu öyle hafife alınacak bir olgu mu!



  Zaman tükenmiyor dedi kardeşim. Tükenemez de. Çünkü zaman göreceli ve sonsuz. Sona mahkum olan bizleriz. Tükenen bizim hayatımız hanımlar beyler. Keşke dememek, içimizden gelerek yaşamak lazım. Zaman değil ömür bitiyor. Zamanımız fazla olmayabilir. Sevdiklerimizi tanımak için belki de bu son şansımız.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAŞLI AMCA

Aman Ali Rıza Bey Ağzımızın Tadı Kaçmasın

Soğuk Bir Kış Günü