Kayıtlar

Öne Çıkan Yayın

100. AD

Resim
YÜZÜNCÜ AD Semerkant romanını öğretmen mobbingi ile okumuşken kafamda zerresi kalmamış bir kitaptı. Şimdi ise isteyerek bu kitabı elime aldım. İlginç bir şekilde güç verici bir kitap olarak buluyorum "YÜZÜNCÜ AD"ı. Allah'ın isimlerini biliyorsunuzdur. 99 tane ismi vardır. Kimi "Allah" ismini "İsm-i Azam" sayarken kimi onun bir isim olmadığını söyler. Ben de ismi olmadığını düşünenlerdenim. Yani kök olarak "ilah" manasına gelir ki bu da o dönem için "yaratıcı" olarak inanılan her şey için geçerli bir isimdi. Kitapta şöyle bir açıklama var: Hocaya Hoca dersin ama onun ismi hoca değildir. Başka bir ismi vardır. Öğrencilerim bana hocam derler ama benim ismim Büşra. Tam olarak bu durum da aynı gibi geliyor bana. Romanda bir kitaptan bahsediliyor. Alla'ın 100. isminin yazılmış olduğu bir kitap. Ana karakter aslında bu kitaba bir armağan vesilesi ile sahip oluyor. Ama onu başka birine satıyor. Böylece roman başlıyor. Uzun bir yolculu…

TEVAFUK

Resim
Sevdiğim bir kelimedir. Tevafuk... Hayatta hiçbir şeyin tesadüfi ve rastlantı eseri olmadığı anlamına gelir. Başınıza gelen her olayın hayat silsilesi içinde bir yeri ve değeri olduğunu gösterir. Ayağına takılan taş dahi. Özellikle başıma gelen olaylarda hissederim bunu. Bir yere yetişmeye çalışırken yaşadığım şeyler. Bilmediğim bir sebeple yetişememişimdir diye düşünürüm. Geçen Ankara'ya gidiyordum. Her şey yolunda gözükürken bavulum bir türlü gelmek bilmedi. Ankara'daydım ama bavul bekleme yerinde benim bavulum yoktu. Sonra kayıp eşya ofisindeyken beni başka bir şehirdeki hava alanından aradılar. Bavulum başka şehre gitmişti. Sonra eve döndüm. O kadar oyalanma yetmedi. Polis çevirdi ve koca otobüsün kimlik kontrollerini yaptı. Gece 24 de eve varabildim. Buna kimisi şanssızlık der ama ben tevafuk diyorum. Öyle gerekti ve öyle oldu.  İşte hayatıma giren her insan için de aynı durum geçerli. Bir insan tanıdın ve ondan binlerce şey öğrendin derim kendime. Binlerce duygu ve bilg…

Allah'ım Bana Fantastik Bir Hayat Ver

Resim
Herkese merhaba:) Bugünlerde tüm sıradanlığın arasında ettiğim dua buydu. Fantastik bir hayat.

Herkes basit yaşam ve sadeliğe kafayı bu kadar takmış olsa bile benim istediğim yaşam sanırım bu değil. Sadeleşmek, belki en hayırlısı iken tam da hayatımın şu noktasında daha çok fantastik bir yaşam istiyorum. 

Bol bol seyahat etmek mesela. Ya da bambaşka işlerle uğraşmak. Yeni hobiler edinmek. Yazık ki resim kursuna gittim ve yuvarlak çizmekten sıkıldığım için ikinci derse bile girmeden oradan ayrıldım. Çok sıkıcı. Hiçbir şey çizmek istemiyorum. Arada tahtaya çöp adam çiziyor ve öğrencilerime bir Picasso kadar yetenekli olduğumu söylüyorum. Onlar da öyle düşünüyor.

Burası fantastik bir yer aslında. Şaşı bakarsan  😄  Mesela ülkenin her yerinde karlar eridi. Artık kar yağmıyor. Ama burada sabah uyandığımda hava -8 dereceyi gösteriyor. Arabaya binerken zorlanıyorum çünkü arabanın kapısı donmuş oluyor.

Yine de arkadaşlarımla okulda eğlenmeye çalışıyoruz. En büyük zevkim teneffüs zamanı kahve…

KAİROS ZAMANI

Resim
Bonjour! Kış geldi. Tüm soğukluğu ve beyaza çeken zarafetiyle. Kışı her zaman zarif bulmuşumdur. Yaz, ukala; kış, zariftir. Neyseki söyleyeceklerim bu kadar değil. Sizlere zamandan bahsetmek idi niyetim ama konu nerelere geldi.  Hayatım boyunca Zaman, korkunç dişli ağzıyla geviş getirirken sindiriyor beni. Hızlı akmıyor. Geviş getirerek yutuyor. Daimi dişlerini ensemde hissediyor, ezildikçe eziliyorum. Tüm bu basınç, hücrelerimi birbirinden ayıracak gibi. Peşinden koşmuyorum zamanın. Eskiden zamana yetişmek için koşardım. Artık zamanla bir işim yok. Bir alacağım da yok. Zamanla ilgili kovalamaca son buldu. Oyun bitti. Zaman, kazandı. Ben kaybettim. Zamana yenildim yenileni başka bir zaman dilimine inanır oldum.  KAİROS... Peşinden mesafeler teptiğim Kranos artık benim zamanım değil. Kairos. Akıp gitmeyen zaman. Bunu aslında bir şeyin gerçekleşmesi için gelen doğru zaman olarak tanımlayabilirim. Yani "Gebe Zaman". Bu zamanda bir şeylerin olması için kovalamak beyhude bir tel…

Ikıgai 🎈

Resim
Herkese merhaba ☀️  Çoktan uyumuş olmam lazım gelen bir vakitteyim. Gelin görün ki ertesi gün başlamasın istemekteyim ve bu yüzden uyuyamıyorum. Yaşam hevesi olan varsa bana fırlatsın. Ülker çikolatalı gofret sevmeyen var mı? der gibi şu sıralar bir parça yaşam enerjiniz var mı diyorum adeta...  ikigai deniyordu sanırım. Yaşama sebebi. Kendi yaşama sebebime ihtiyacım var galiba. Tüm bu rutin hayattan azade yeni bir yaşam sebebi. İnsan hedeflerini sebepleri yapmamalı. Hedefe varınca sebebi yitiriyor çünkü. Yaşama sebebini. Ne koymalı yerine? Hobi? Yeni bir dizi? Spor?  Enerjim yaşamama zor yeterken hangisine enerji ayırabileceğim ki?  Hayattan beklentim sıfıra yakın. Bu çok acı bence. Black Friday bile beni heyecanlandırmıyor. Küçük şeylerden mutlu olmaya bakarken bu küçük şeyler genelde çikolata oluyor. Çikolatacı olmak isterdim. Yahut bir uzay bilimci. Mesela bir uzay bilimci olmaydım tam da şu sıralar uzaya gönderilen Insıght beni heyecanlandırırdı. Ya da yarın yapacağım vişne kara…

Hepi Topu Bir Paragraf

Resim
KIŞ YAKLAŞIYOR! Yol çetinleşecek fakat bunu kolaylaştırmak da elimizde. Tarif edilemeyecek yorgunluklar biriktirdim. Nefes alanı açmaya çalışırken hayatımda oksijenimi tüketen insanlarla yolumu ayırdım. Neyi gerçekleştirmeye çalışıyorum bilmiyorum. Hayattan beklentilerim çok fazlalaştı. Neyi bekliyorum? Kimi bekliyorum? Beklerken neler kaybediyorum? Tüm bu soruların cevabı kendimde fakat cevapları aramaya çıkamıyorum.Bulacağım cevaplardan korkuyorum belki de. Her gün güneş yeniden doğuyor. Ben doğamıyorum oysa. Öylece akıyor günler. Uzaktan izliyorum hayatıma. İlerlemeyen askıda takılı bir hayat. Dışarıdan öyle gözükmediği de aşikar aslında. Ama benim hızım o denli sabit ki sadece çevremdekilerin haraketlerini görüyorum. Elden ne gelir? Bu düzen böyle devam mı ettirilir? Bilmiyorum. Ne acı ki bildiğim çok az şey var şu dünyada. Hiçbir şeyi akışına bırakmadığım bir dönemindeyim ömrümün. Sıkı sıkı asılmışım atımın eyerine. Yön vermeye çalıştıkça asi bir kısrak gibi gidiyorum dört nala.…

Ama Allah'ım bana biraz disiplin please!!!

Resim
Herkese merhaba. Bavullar hazırsa artık eve dönebiliriz. Harika bir yaz tatili oldu benim için fakat gitmeye yakın birazcık stresliyim de doğrusu. Bakalım zaman neler gösterecek. Kilo almışımdır dedim ama hayır hala 52-53 arasındayım. Bu harika değil mi? Ama gidince spora başlıyorum bu konuda oldukça netim. Zaman ilerlerken ne yazık ki bizler de yaşlanıyoruz. Kendimize çeki düzen verip sporu doğru düzgün şekilde hayatımıza almalıyız diye düşünüyorum. Spor direnç kazandırır ve mutluluk hormonu salgılatır. Mutluluk hormonu en sevdiğim hormondur. Bu kış sporu hayatıma çekiyorum yani. Durun size yapılacaklar listemi paylaşayım. 1. Spor yap. Spor alışverişimi yaptım. Aslında hazırım. Ama Allah'ım bana biraz disiplin please!!! 2. Yemek yapmayı geliştir. En son yaptığım tatlı tatlı değildi. Fiyasko! 3.Gemi seyahatini planla. Gezmeyi ve yeni yerler görmeyi çok seviyorum. Bu sıralar Kuzey ışıklarına ve gemi ile seyahat planlarına taktım. Bir yandan endişe de etmiyor değilim. Uzun zamanlı …